Oğlum kavga ettiği için okula çağrıldım; yanındaki çocuğu görünce dünyam başıma yıkıldı.

“Kocanızın sizden sakladığı gerçeği öğrenme zamanınız geldi.”

Kadının söylediği o cümleyle birlikte sanki odadaki bütün sesler kesildi.

Kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyordu. Bir yandan önümde duran iki çocuğa bakıyor, diğer yandan yıllardır hayatımı paylaştığım adamın adını zihnimde tekrar ediyordum.

Emir.

Kocam.

Efe’nin babası.

“Ne demek istiyorsunuz?” diye fısıldadım. Sesim bana bile yabancı geliyordu.

Kadın gözlerini kaçırdı.

“Benim adım Selin. Yedi yıl önce çalıştığım hastanede sizinle tanıştık. Ama size söylediğim her şeyin eksik olduğunu o gün biliyordum.”

Ayağa kalktım.

“Lütfen açık konuşun.”

Selin derin bir nefes aldı.

“Arda benim oğlum.”

O anda gözlerim yeniden çocuğa döndü.

Arda...

Efe’nin aynadaki yansıması gibiydi.

“Ama bu imkânsız,” dedim. “Çünkü benim sadece bir oğlum var.”

Selin’in gözleri doldu.

“Hayır. Sizin iki oğlunuz vardı.”

Bu cümleyle birlikte içimde bir şey koptu.

Dünya üzerime yıkılmış gibiydi.

“Ne söylediniz?”

Selin çantasından eski, yıpranmış bir dosya çıkardı.

“Yedi yıl önce aynı gün, aynı hastanede iki bebek dünyaya geldi. Biri sizindi. Diğeri benimdi.”

Dosyayı masanın üzerine koydu.

“Doğumdan sonra büyük bir hata yapıldı. Bebeklerin kayıtları karıştı. Ama mesele sadece bu değildi.”

Titreyen ellerimle dosyaya uzandım.

“Ne demek istiyorsunuz?”

Selin gözlerimin içine baktı.

“Emir bunu öğrendi.”

Adını duyduğum anda içim ürperdi.

“Kocam mı?”

“Evet.”

O an geçmişte yaşadığım bazı tuhaflıklar aklıma gelmeye başladı.

Emir’in bazı konularda neden bu kadar gizemli davrandığı...

Telefonunu neden sürekli sakladığı...

Bazen Efe’ye bakarken neden garip bir hüzne kapıldığı...

Hepsi bir anda anlam kazanmaya başladı.

“Peki ne yaptı?”

Selin’in sesi alçaldı.

“Bebeklerin karıştığını öğrendiğinde hastaneye geldi. Bana ve size ulaşmaya çalıştı. Ama sonra bir karar verdi.”

“Nasıl bir karar?”

“Gerçeği saklamaya karar verdi.”

Sandalyeye oturdum.

Başım dönüyordu.

“Bunu neden yaptı?”

Selin gözyaşlarını sildi.

“Çünkü Efe’yi kaybetmek istemedi. Ama aynı zamanda Arda’yı da biliyordu. O yüzden yıllarca iki taraflı bir hayat yaşadı.”

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

Efe bana bakıyordu.

Hiçbir şey anlamıyordu.

Ama ben artık hiçbir şeyi eskisi gibi göremiyordum.

“Madem biliyordunuz, neden şimdi söylediniz?”

Selin Arda’ya baktı.

“Çünkü çocuklar birbirlerini tesadüfen bulmadı.”

Şaşırdım.

“Ne?”

“Arda ve Efe birkaç haftadır aynı şeyleri söylüyorlardı. Aynı rüyaları gördüklerini, birbirlerine garip şekilde benzeyen biriyle karşılaştıklarını anlatıyorlardı. Bugün kavga etmelerinin nedeni de buydu.”

Müdür araya girdi.

“Aslında kavga değildi. Çocuklar tartışırken birbirlerinin aile fotoğraflarını gördüler. İkisi de aynı adamın fotoğrafını gösterdi.”

Donup kaldım devamı.....

FOTO GALERİLER