Eski eşim Merve, beni ve oğlumuzu daha zengin bir adam için terk etmişti. Aradan tam on yıl geçti. Bir gün telefonuma ondan bir mesaj geldi.

Seda elindeki mikrofonu sıkıca kavradı, gözlerini doğrudan Merve’ye dikti ve salonda yankılanan o ilk cümleyi kurdu:

"Bu gece burada lüks içinde bir hayat kurduğunu sanan Merve Hanım, on yıl önce arkasında bıraktığı o 'beş kuruşsuz' adamın, bugün nişanlısının çalıştığı uluslararası holdingin gizli ve en büyük ortağı olduğunu biliyor mu acaba?"

Salona bir anda bıçak kesiği gibi bir sessizlik çöktü. Merve’nin yüzündeki o kibirli, alaycı gülümseme saniyeler içinde soldu; yerini kireç gibi bir beyazlığa bıraktı. Yanındaki nişanlısı Hakan, duydukları karşısında şoke olmuş bir halde bir Seda’ya, bir de bana bakıyordu.

Ben ise olduğum yerde kalakalmıştım. Seda ile planımız sadece onun benim eşim gibi davranması, bana destek olmasıydı. Bu holding, bu ortaklık hikayesi de nereden çıkmıştı? Seda’ya şaşkınlıkla bakarken, o göz kırparak konuşmasına devam etti. Sahne ışıklarının altında o kadar kendinden emin ve asil duruyordu ki, salondaki herkes büyülenmiş gibi onu dinliyordu.

"Evet, yanlış duymadınız," dedi Seda, ses tonunu daha da güvenli bir tona çekerek. "On yıl önce bir aylık bebeğini ve kocasını sadece parası yok diye terk eden bu kadın, paradan başka hiçbir şeye değer vermediği için arkasında bıraktığı insanın azmini, gururunu ve zekasını hesaba katamamış. Kocam, o eski pikabıyla gece gündüz çalışarak, o günlerde kimsenin inanmadığı lojistik yazılımlarını geliştirdi. Ve bugün, Merve Hanım’ın yere göğe sığdıramadığı, görgüsüzce sergilediği bu lüks hayatın arkasındaki şirketin kaderi, o 'ezik' dediği adamın iki dudağının arasında."

Merve titreyen sesini toparlamaya çalışarak öne fırladı. "Yalan söylüyorsun! Bu kadın bir akıl hastası! Güvenlik, atın bunları dışarı!" diye bağırdı. Ama kimse yerinden kıpırdamadı.

Tam o sırada, salonun ön sıralarında oturan ve Hakan’ın babası olduğu anlaşılan, şehrin en tanınmış iş insanlarından biri olan yaşlı adam ayağa kalktı. Gözlerini bana dikti. Dikkatle yüzüme baktı ve bir an duraksadıktan sonra, "Sen..." dedi. "Sen o meşhur, şirketin adını saklı tutan kurucu ortak, genç yazılımcı mısın?"

İşte o an, Seda’nın aslında sadece bir oyuncu olmadığını, benim hayat hikayemi ve çalıştığım lojistik sektöründeki yükselişimi bir şekilde çok iyi araştırdığını (ya da belki de bu holdingin ajansıyla bağları olan biri olduğunu) anladım. Evet, ben son beş yılda çok çalışmış, büyük yatırımlar almış ve adımı pek ön plana çıkarmadan devasa bir şirketin yönetim kuruluna girmiştim. Ama bunu Merve’ye nispet yapmak için değil, sadece oğluma güzel bir gelecek sunmak için yapmıştım. Merve beni sosyal medyadan takip ettiği için benim hala o eski, yoksul halimde kaldığımı sanıyordu; çünkü lüks arabalarla ya da parayla hava atacak biri olmadığımı en iyi kendisi bilirdi gorsele ilerleyin....

FOTO GALERİLER