Okulun hademesine spor ayakkabılarımı verdim çünkü ayakkabıları paramparçaydı… Ertesi sabah müdür beni odasına çağırdı. İçeride polisler beni bekliyordu.
Üç gün önce Mehmet Amca'ya verdiğim ayakkabılar yüzünden polislerin karşısında duracağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Kutunun kapağını açtığım anda içinden eski, sararmış bir zarf, küçük bir anahtar ve yılların yıprattığı deri kaplı bir defter çıktı. Defterin ilk sayfasında titrek bir el yazısıyla sadece şu cümle yazıyordu:
"Eğer bu kutu sana ulaştıysa, bana inanacak tek kişinin sen olduğuna karar vermişim demektir."
Şaşkınlık içinde polis memurlarına baktım.
"Bu nedir?" diye sordum.
İçlerinden yaşça büyük olanı derin bir nefes aldı.
"Mehmet Bey bu sabah işe gelirken fenalaştı. Hastaneye kaldırıldı ama kurtarılamadı. Ceketinin cebinde senin adının yazılı olduğu bir not vardı. Bu kutuyu yalnızca sana teslim etmemizi istemiş."
Sanki dünya başıma yıkılmıştı.
Daha dün bana teşekkür eden adam artık hayatta değildi.
Polisler kutunun içindekileri incelemişti ama suç unsuru bulamamışlardı. Yine de neden özellikle bana bırakıldığını anlamak istiyorlardı.
Defteri açmaya devam ettim.
Sayfalar, Mehmet Amca'nın yıllardır tuttuğu günlüklerle doluydu. Eşini erken yaşta kaybettiğini, tek kızını büyütebilmek için onlarca farklı işte çalıştığını anlatıyordu. Son sayfalarda ise hastaneye olan borçları, geceleri uyuyamadığı zamanlar ve kızının tedavisi için verdiği mücadele vardı.
Bir sayfada benimle ilgili satırlar vardı.
"Bugün okuldaki bir çocuk bana ayakkabılarını verdi. İnsanların beni küçümsediği bir günde, bana yeniden insan olduğumu hatırlattı. Belki de hâlâ iyi insanlar var."
Gözyaşlarımı tutamadım.
Zarfı açtığımda içinden eski bir banka kasasının anahtar numarası ve kısa bir not çıktı.
"Kasayı kızım Elif'e ulaştırabilecek tek kişinin sen olacağını hissediyorum. Çünkü sen karşılık beklemeden iyilik yaptın."
Polisler notu dikkatlice okudu.
Ertesi gün Mehmet Amca'nın kızını bulduk.
Elif, küçük bir kiralık evde yaşıyordu. Hastalığı nedeniyle yürümekte zorlanıyordu. Babasının öldüğünü öğrendiğinde sessizce ağladı.
"Bana son zamanlarda hiçbir şey anlatmıyordu." dedi. "Sadece her şey düzelecek diyordu."
Hep birlikte bankaya gittik.
Küçük kasa açıldığında hepimiz şaşkınlık içinde birbirimize baktık.
İçinde altın ya da para yoktu.
Sadece yüzlerce mektup vardı.
Her biri farklı insanlara yazılmıştı.
Mehmet Amca yıllar boyunca yardım ettiği insanların isimlerini tek tek not etmiş, onların hayatlarındaki güzel anıları anlatmıştı.
Bir öğretmenin teşekkür mektubu...
Bir öğrencinin çizdiği resim...
Tamir ettiği bisiklet için yazılmış bir not...
Yaşlı bir kadının duaları...
Ve en üstte bana ait kısa bir mektup grsele ilerleyin....