Eşimin Cenazesinde Oğlum Elimi Sıktı ve Kulağıma Fısıldadı: “Artık Bu Ailenin Bir Parçası Değilsin.”
Mezarlığın demir kapısından çıkıp soğuk rüzgara karşı yürürken telefonumu cebimden çıkardım. Ekrandaki numara gizliydi ama gelen mesaj tek cümleyle her şeyi özetliyordu:
"Kuş kafese girdi, ses kayıtları ve orijinal vasiyet güvenli ellerde."
Mesajı gönderen kişi Selin’di. Herkesin adını fısıldadığı, Emir’in ise babasının sevgilisi sandığı o gizemli kadın... Aslında Selin, Kemal’in yıllarca birlikte çalıştığı ve Emir ile avukat Kadir’in şirket fonlarını nasıl hortumladığını ortaya çıkaran bağımsız bir mali denetçiydi. Kemal, geçirdiği o ani kalp krizinden hemen önce oğlunun ihanetini öğrenmiş ve Selin ile birlikte asıl vasiyeti çoktan sağlama almıştı. Benim cenazedeki o sessizliğim, çaresizliğimden değil; oğlumun ve işbirlikçisi avukatın kendi kazdıkları kuyuya düşmelerini beklemek içindi.
O sırada Emir, cenaze kalabalığının dağılmasını fırsat bilerek avukat Kadir Bey ile birlikte çiftlik evindeki çalışma odasına geçmişti. Kendinden emin, kibirli adımlarla Kemal’in yıllarca oturduğu deri koltuğa kuruldu. Önündeki sahte vasiyetnamaye bakıp zafer dolu bir kahkaha attı.
"Her şey bitti Kadir," dedi Emir, elindeki anahtarları masaya fırlatırken. "Annem artık bu eve adımını bile atamaz. Şirket de, bu topraklar da tamamen benim."
Kadir Bey gözlüğünü düzelterek gülümsedi. "Tebrik ederim Emir Bey. Babanızın imzasını taklit etmek zor olmadı ama noter bağlantımız sayesinde her şey yasal görünüyor. Artık güvendeyiz."
Emir, zafer sarhoşluğuyla ceketini çıkarıp koltuğun arkasına asmak istedi. Tam o esnada, sağ iç cebinde alışılmadık bir ağırlık hissetti. Elini cebine attı. Parmaklarının ucuna soğuk, metalik ve küçük bir nesne çarptı. Cebinden çıkardığı şey, üzerinde kırmızı bir ışık yanan, kibrit kutusundan bile küçük dijital bir ses kayıt cihazıydı.
Cihazın üzerindeki minik ekranda tek bir kelime yanıp sönüyordu: "Oynat."
Emir şaşkınlıkla Kadir’e baktı, ardından titreyen parmağıyla düğmeye bastı. Odadaki ölüm sessizliğini, Kemal’in o tok ve kendinden emin sesi böldü:
"Emir... Eğer bu kaydı dinliyorsan, beni toprağa vermişsiniz demektir. Ve eminim ki şu an yanındaki o satılık avukatla birlikte benim masamda oturmuş, sahte vasiyetinle zaferini kutluyorsun."
Emir’in yüzündeki renk bir anda uçtu. Kadir ayağa fırladı, gözleri dehşetle açılmıştı. Kemal’in sesi odada yankılanmaya devam ediyordu:
"Annene yaptığın saygısızlığı, onu evinden kovacağını biliyordum. Bu yüzden ona son bir görev verdim. Bu ses kayıt cihazını senin cebine koymasını ben istedim. Sana son bir ders vermek için... Kendini çok zeki sanıyorsun ama her adımını izlediğimi hesaba katmadın grsele ilerleyn devamı sonrki syfada....