On yıl önce, hayatımın en mutlu günü olması gereken gün, aynı zamanda yaşadığım en büyük kâbusa dönüştü.
Ellerim titreyerek notu tekrar tekrar okudum. Gözlerim kararıyor, kulaklarımda on yıl önceki o hastane koridorunun uğultusu yankılanıyordu. "Sevgilerimle, Anne." Bu imkansızdı. Elif’i kendi ellerimle toprağa vermiştim. Günlerce mezarı başında ağlamış, yokluğuyla her sabah yeniden ezilmiştim. Bu ya zalim bir şakaydı ya da aklımı kaçırıyordum.
Kutuyu kucağıma alıp kapıyı kapattım ve salondaki masanın üzerine koydum. Kalbim göğüs kafesimi yırtacak gibi çarpıyordu. Derin bir nefes alıp kurdeleyi çözdüm. Paketi açtığımda üstte büyük bir zarf, altında ise üç farklı renkte, özenle paketlenmiş küçük hediye kutuları ve eski bir video kaset ile bir flaş bellek duruyordu.
Önce zarfı açtım. İçinden Elif’in o çok iyi bildiğim, narin el yazısıyla yazılmış sayfalar dolusu bir mektup çıktı. Kağıt biraz sararmıştı. Okumaya başladığımda Elif’in sesini zihnimde hissettim:
"Canım eşim, sevdiğim adam... Eğer bu mektubu okuyorsan, korktuğum başıma gelmiş ve ben kızlarımızın büyüdüğünü görememişim demektir. Doktorlar hamileliğimin son aylarında kalbimin bu doğumu kaldıramayabileceğini, riskin çok büyük olduğunu söylediler. Sırf sen endişelenme, o son ayları bana zindan etme diye bunu senden gizledim. Özür dilerim. Ama gitme ihtimalime karşı bir plan yapmalıydım. Bu kutuyu, kızlarımızın onuncu yaş gününde sana ulaştırması için en güvendiğim arkadaşım Aylin’e emanet ettim. Zamanı geldiğinde, kızlarım birer birey olduğunda onlara benden bir parça kalsın istedim..."
Gözyaşlarım mektubun üzerine damlarken hıçkırıklarımı tutamadım. Elif beni korumak, bana teslim edeceği o ağır emanete hazırlanırken aslında her şeyi düşünmüştü. Mektubun devamında kızların isimleri tek tek geçiyordu:
"Defne’m, ömrümün neşesi; her zaman adın gibi güçlü kal. Derin’im, derin bakışlım; dünyayı sevginle güzelleştir. Masal’ım, hayatın her anını bir masal gibi yaşa ve yaşat... Size sarılamadığım her gün için bu kutuya sevgimi bıraktım."
Mektubu göğsüme bastırıp dakikalarca ağladım. İçimdeki on yıllık o büyük, karanlık boşluk bir nebze olsun hafiflemişti. O gitmişti ama bizi hiç terk etmemişti gorsele ilerleyn....