83 yaşındaki bir anne, çocukları tarafından “daha iyi bakılacak” denilerek huzurevine bırakılmıştı…

—Bizi tamamen sildin mi anne? — diye fısıldadı Selin.

Uzun süre cevap vermedim. Sonra yavaşça konuştum:

—Hayır. Bir anne evladını silemez. Ama kendini de daha fazla ezdiremez. Size para bırakmadım diye anneliğim bitmedi. Siz beni burada unuttunuz diye ben sizi doğurduğumu unutmadım. Ama sevginin mirasla pazarlık yapılacak bir şey olmadığını öğrenmeniz gerekiyordu.

O gün çocuklarım beni huzurevinden çıkaramadı. Bahçeden ayrılırken hiçbiri arkasına bakmadı. İlk kez canım eskisi kadar yanmadı. Çünkü o gün, yıllardır içimde taşıdığım suçluluk duygusunun bana ait olmadığını anladım.

Akşam Yusuf odama geldi. Gözleri doluydu.

—Nermin teyze, ben bunu kabul edemem — dedi.

Gülümsedim.

—Edeceksin Yusuf. Ama kendin için değil. Buradaki insanlar için. O arsaların bir kısmıyla bu huzurevinin yanına küçük bir bakım evi yaptıracaksın. Kimsesi olmayanlar, kimsesiz hissetmeyecek. Benim şartım bu.

Yusuf başını eğdi. Elimi öptü. O an Hasan’ın yıllar önce söylediği bir söz aklıma geldi: “İnsan malını toprağa değil, iyi kalpli birine emanet etmeli.”

Aylar sonra bahçenin yanındaki boş alana temel atıldı. Kapısına küçük bir tabela asıldı:

Ayşe Nermin Yaşam Evi

Altında da şu cümle yazıyordu:

“Gerçek miras, son nefesinde yanında duran kalplerdir.”

Ben o tabelayı gördüğüm gün, içimdeki bütün kırgınlıkların bittiğini söyleyemem. Ama artık biliyordum: Hayat, insanı bazen evlatlarıyla sınar; bazen de hiç beklemediği bir yabancının merhametiyle iyileştirir.

Ve ben son yıllarımı, unutulduğum yerde değil, yeniden insan yerine konulduğum yerde tamamladım.

SON

FOTO GALERİLER