Bir Kadın, Otizmli Oğlumun “Zengin Misafirleri Rahatsız Ettiğini” Söyleyip Onu Otel Havuzundan Çıkarmamı İstedi; Ama Sonra Yaptığım Şey Hayatının En Büyük Dersini Verdi…
Yaklaşık sekiz yaşlarında küçük bir kız, elindeki deniz topuyla Emir'in yanına geldi.
"Ben seninle yüzebilir miyim?" diye sordu.
Emir şaşkınlıkla bana baktı.
Gülümsedim.
"Karar senin."
Küçük kız ekledi:
"Sen çok güzel yüzüyorsun."
Emir'in yüzünde yavaşça utangaç bir gülümseme belirdi.
Birlikte havuza girdiler.
Kız topu yavaşça ona attı. Emir de dikkatlice geri gönderdi.
Birkaç dakika sonra iki çocuk kahkahalar atarak oynamaya başlamıştı.
Az önce oğlumdan şikâyet eden kadının kendi torunu olduğu anlaşılan küçük bir erkek çocuk ise annesinin arkasına saklanmış, havuza girmek yerine tabletine bakıyordu.
Müdür tekrar kadına döndü.
"Hanımefendi, misafirlerimizi sağlık durumları nedeniyle ayrımcılığa uğratamayız. Eğer diğer misafirleri rahatsız eden bir davranış varsa müdahale ederiz. Ancak burada böyle bir durum yok."
Kadın öfkeyle çantasını aldı.
"Böyle bir yerde bir dakika bile kalmam."
Müdür kibar ama kararlı bir şekilde cevap verdi.
"Bu tamamen sizin tercihiniz."
Kadın arkasına bile bakmadan uzaklaştı.
Havuz kenarında bulunan birçok kişi alkışlamaya başladı.
Ben alkışlardan çok Emir'in gülümsemesine odaklanmıştım.
Akşam yemeğinde otelin müdürü masamıza geldi.
"Bugün yaşananlar için gerçekten üzgünüz," dedi.
Sonra Emir'e dönerek küçük bir paket uzattı.
İçinden otelin logosunun bulunduğu mavi bir havlu ve üzerinde "En Cesur Yüzücü" yazan küçük bir madalya çıktı.
Emir madalyayı uzun süre elinde tuttu.
"Bunu gerçekten ben mi kazandım?" diye sordu.
Müdür gülümsedi.
"Evet. Çünkü bugün sadece yüzmedin. Bize de önemli bir şey öğrettin."
Ertesi sabah kahvaltıya indiğimizde birçok misafir Emir'i görünce el salladı.
Yaşlı çift yanımıza gelip onunla sohbet etti.
Küçük kız yine birlikte yüzmek istediğini söyledi.
Emir artık insanların arasına daha rahat karışıyordu.
Tatilimizin son günü valizleri toplarken bana dönüp öyle bir cümle kurdu ki gözlerim doldu.
"Baba..."
"Efendim oğlum?"
"Eskiden farklı olduğum için insanların beni sevmediğini sanıyordum."
Boğazım düğümlendi.
"Şimdi ne düşünüyorsun?"
Bir süre sessiz kaldı.
"Sanırım bazı insanlar farklı olduğum için beni sevmeyebilir. Ama daha çok insan, beni tanıyınca sevebilir."
O an bunun, bütün terapilerden daha değerli bir kazanım olduğunu hissettim.
Arabaya binerken otelin önüne son kez baktım.
O tatilde denizi, güneşi ya da havuzu en çok hatırlayacağımı sanmıştım.
Ama eve dönerken aklımda kalan tek şey, oğlumun kendini ilk kez olduğu gibi kabul edilmiş hissettiği andı.
Çünkü çocuklar, dünyaya önyargıyla gelmezler. Onlara bunu büyükler öğretir.
Aynı şekilde sevgiyi, saygıyı ve kabul etmeyi de yine büyükler öğretebilir.
O gün havuz başında kazanan biz değildik.
Kazanan, bir çocuğun farklı olmanın utanılacak değil, insan olmanın doğal bir parçası olduğunu öğrenmesiydi. Ve bu, hayatımız boyunca taşıyacağımız en değerli tatil hatırası olarak hafızamızda kaldı.