Çocuğumu Kaybettiğimi Sandım — 18 Yıl Sonra Karşıma Çıkan Genç Çocuk Bana “Sen Benim Aradığım Annemsin” Dedi, Dizlerimin Bağı Çözüldü
O an 18 yıl boyunca kapattığımı sandığım tüm yaralar yeniden açıldı.
Ama daha büyük bir soru vardı…
Eğer oğlum gerçekten hayattaysa, bunca yıl kim onu benden saklamıştı?
Ve genç adam cebinden çıkardığı ikinci şeyi bana uzattığında, hayatım boyunca inandığım her şeyin büyük bir yalan olduğunu öğrendim...
"Yıllardır seni arıyorum."
Bu cümleyi duyduğum anda kalbim sanki göğsümden çıkacakmış gibi çarpmaya başladı. Karşımda duran genç adamın gözlerine bakıyordum ama gördüğüm şey sadece onun yüzü değildi.
18 yıl önce kucağımdan alınan bebeğimin izlerini arıyordum.
Titreyen elleriyle bana uzattığı eski fotoğrafı aldım. Fotoğraftaki küçücük bebeğin bileğinde duran mavi bilekliği görünce nefesim kesildi. O bilekliği ben seçmiştim. Doğduğu gün, "Bir gün kaybolursan seni bu bileklikle tanırım," diye fısıldamıştım ona.
Ama bana onun öldüğünü söylemişlerdi.
Bebeğimi kaybettiğimi sanarak 18 yıl yaşamıştım.
Genç adam bana doğru bir adım attı.
"Ben Emre."
Dudaklarım titredi.
"Bu… bu imkânsız."
Başını eğdi.
"Ben de yıllarca böyle düşündüm."
Sonra cebinden katlanmış eski bir kâğıt çıkardı. Bana uzattı.
"Bu, gerçek annemi bulmam için bırakılan tek ipucuydu."
Kâğıdı açtığımda gözlerim satırlara takıldı.
Yazı bana yabancıydı ama içimde garip bir his uyandırdı.
"Bu çocuğun gerçek annesine ulaşması için…"
Devamını okuyamadım.
Çünkü altındaki imza her şeyi değiştirdi.
Bu imza, yıllar önce bebeğimi kaybettiğim hastanedeki hemşirenin imzasıydı.
O gece Emre'yi eve aldım.
Hâlâ bunun gerçek olduğuna inanamıyordum. Karşımda oğlum olabilecek biri oturuyordu. 18 yıl boyunca hayalini kurduğum ama asla gerçekleşeceğine inanmadığım şey karşımdaydı.
Ona sürekli bakıyordum.
Gülüşü…
Kaşlarını kaldırışı…
Konuşurken ellerini kullanışı…
Hepsi bana bir yerlerden tanıdık geliyordu.
"Annen sana ne anlattı?" diye sordum.
Emre gözlerini kaçırdı.
"Bana hep doğduğum gün annemin beni bıraktığını söyledi."
İçim parçalandı.
"Hayır."
Sesim yükseldi.
"Ben seni bırakmadım."
Gözlerim doldu.
"Ben seni bekledim."
Emre'nin gözleri doldu ama hemen ağlamadı.
Sanki yıllardır kendini buna hazırlamıştı.
"Ben de sana inanmak istedim."
Sonra derin bir nefes aldı.
"Ama bana gerçek annemin beni istemediğini söylediler. Bana seni kötü biri olarak anlattılar."
Başımı salladım.
"Kim yaptı bunu?"
Emre cevap vermeden önce uzun süre sustu.
"Benim büyüdüğüm kadın."
Kalbim sıkıştı.
"Kim?"
Adını söylediğinde geçmişimdeki en büyük yarayla karşı karşıya kaldım.
"Sevda."
O ismi duyduğum anda sandalyeye oturdum.
Çünkü Sevda, 18 yıl önce aynı hastanede çalışan bir hemşireydi.
Ve benim bebeğimin öldüğünü bana söyleyen kişiydi.
O gece sabaha kadar uyumadım.
Geçmiş gözlerimin önünden geçiyordu.
Doğum yaptığım gün…
Koridorda ağlayan eşim…
Doktorun kaçamak cevapları…
Ve Sevda'nın bana sarılıp:
"Üzgünüm, bebeğinizi kaybettik."
demesi…
O zamanlar acımdan hiçbir şeyi sorgulayamamıştım.
Ama şimdi her şey farklı görünüyordu.
Ertesi gün Emre ile birlikte eski hastaneye gittik.
Yıllar geçmişti ama bazı şeyler hâlâ aynıydı.
Arşiv bölümünde çalışan yaşlı bir kadın bize yardım etti.
Dosyaları araştırırken yüzü değişti.
"Bu dosyayı neden arıyorsunuz?"
"Sadece gerçeği öğrenmek istiyoruz."
Kadın derin bir nefes aldı.
"Bu olay yıllarca içimde kaldı."
Kalbim hızla atmaya başladı.
"Ne biliyorsunuz?"
Kadın gözlerime baktı.
"O gece bebeğiniz ölmemişti."
Dünya başıma yıkıldı.
Emre elimden tuttu.
Kadın devam etti:
"Bir karışıklık olmuştu. Başka bir bebeğin kaydıyla sizin bebeğiniz karıştırılmıştı."
Gözlerim doldu.
"Sonra?"
Kadın gözlerini yere indirdi.
"Sonra Sevda devreye girdi."
Sevda yıllar önce çocuk sahibi olamayan bir aileye yardım etmek için bebeğimi onlardan saklamıştı grsele ilerleyin devamı sonraki syfada....