Düğünümü hastaneye taşıdım çünkü babam birkaç hafta önce korkunç bir kaza geçirmişti. Törenden sonra bir hemşire beni kenara çekti ve “BABAN SİZE YALAN SÖYLEDİ” dedi.

"Düğünümü hastaneye taşıdım çünkü babam birkaç hafta önce korkunç bir kaza geçirmişti. Törenden sonra bir hemşire beni kenara çekti ve 'BABAN SİZE YALAN SÖYLEDİ' dedi."

O an hayatımda duyduğum en ağır cümleydi.

Yıllardır güvendiğim, beni tek başına büyüten, uğruna her şeyini feda eden adamın bana bir şey sakladığını öğrenmek içimi parçaladı.

Hemşirenin gösterdiği görüntüler hâlâ gözümün önündeydi.

Babamın kaza yaptığı gece...

Yanında duran kadın...

Ve o kadının yüzünü gördüğüm an içimde oluşan korku.

Çünkü o kadın Sevgi idi.

Babamın yıllar önce hayatından çıkardığı, benim ise çocukluğumdan beri sadece adını duyduğum üvey kız kardeşim.

Yıllardır onu görmemiştim.

Babam bana onun bizi terk ettiğini, bir daha asla dönmek istemediğini söylemişti.

Ama şimdi güvenlik kamerasında, babamın kazasından birkaç dakika önce onun yanında durduğunu görüyordum.

"Bu kadın kim?" diye hemşireye sordum.

Hemşire şaşkınlıkla bana baktı.

"Bilmiyorum. Ama kazadan sonra kaçmaya çalışırken görüntüsü kayıtlara geçmiş."

Kalbim sıkıştı.

"Kaçmaya mı çalışmış?"

Hemşire başını salladı.

"Polise bildirilmiş olabilir ama babanız şikâyetçi olmadı."

O an dünyam başıma yıkıldı.

Babam neden böyle bir şeyi saklardı?

Neden bana gerçeği anlatmazdı?

Düğünümün olduğu gün, babamın odasına geri dönerken kendimi zor tuttum.

Kapıyı açtığımda herkes mutluydu.

Babam beni görünce gülümsedi.

"Kızım, nerede kaldın?"

Ona baktım.

Hayatım boyunca ilk defa babamı tanıyamıyormuşum gibi hissettim.

Ama yine de hiçbir şey söylemedim.

Çünkü cevabı kendi ağzından duymak istiyordum.

Kutlama bittikten sonra herkesi gönderdim.

Emre yanımda kalmak istedi.

"Bir şey olduğunu hissediyorum," dedi.

Gözlerim doldu.

"Babam bana bir şey saklıyor."

Emre elimi tuttu.

"Ne olursa olsun, bunu birlikte çözeriz."

Gece olduğunda babamla yalnız kaldım.

Yanına oturdum.

"Babam..."

Sesi titredi.

"Ne oldu kızım?"

Derin bir nefes aldım.

"Sevgi'yi gördüm."

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

Sanki yıllardır sakladığı bir yara yeniden açılmıştı.

"Bunu sana kim söyledi?"

"Kimse söylemedi. Gördüm."

Telefonumdaki görüntüyü açtım.

Babam birkaç saniye ekrana baktı.

Sonra gözlerini kapattı.

Sessizliği her şeyden daha korkutucuydu.

"Ben sana anlatacaktım."

Gözlerim doldu.

"Ne zaman? Hayatımın geri kalanında mı?"

Babam ağlamaya başladı.

"Kızım, seni korumaya çalıştım."

"Koruyarak mı? Bana yalan söyleyerek mi?"

Başını eğdi.

"Sevgi o gece beni görmek için gelmişti."

Şaşırdım.

"Seninle görüşmeye mi?"

"Evet."

Babam derin bir nefes aldı.

"Yıllar önce onunla çok büyük bir hata yaptım. Annesi öldükten sonra onu suçladım. Gençti, öfkeliydi... Ben de onu affetmek yerine hayatımdan çıkardım."

İlk kez babamın sesinde pişmanlık duyuyordum.

"Yıllarca onu aramadım."

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Ama o gece geldi. Bana bir sırrı olduğunu söyledi."

"Neydi o sır?"

Babam sustu.

Sonra bana baktı.

"Seninle ilgiliydi."

İçim buz kesti.

"Benimle mi?"

Başını salladı.

"Sevgi bana, senin çocukken yaşadığın bazı şeyleri hatırladığını söyledi. Annenin ölümüyle ilgili."

O an nefesim kesildi.

Çünkü annemin ölümü ailemizde yıllardır konuşulmayan tek konuydu.

Babam hep bunun bir hastalık olduğunu söylemişti.

"Ama bu kazayla ne ilgisi var?"

Babam gözlerini kaçırdı.

"Sevgi bana bazı belgeler getirmişti."

"Ne belgeleri?"

"Annenin ölümünün göründüğü gibi olmayabileceğini gösteren belgeler."

O anda odadaki sessizlik ağırlaştı.

Yıllardır bildiğim her şey değişiyordu.

Tam o sırada kapı çaldı.

İkimiz de irkildik.

Kapıda polis vardı.

Yanlarında ise...

Sevgi.

Yıllar sonra ilk kez karşı karşıyaydık.

Sevgi gözlerime baktı.....

FOTO GALERİLER